OKUL ÖNCESİ DÖNEMİNDE BESLENME DAVRANIŞLARI

admin

Administrator
Yönetici
Üye
Katılım
22 Ara 2019
Mesajlar
37
OKUL ÖNCESİ DÖNEMİNDE BESLENME DAVRANIŞLARI
Okul öncesi dönemde büyümenin azalmasına paralel olarak iştah da azalır. Bu dönem çocukların tanışmaya çalıştıkları besinler hakkında soru sordukları dönemdir.
Çocukların gelişimsel ilerlemelerine izin vermek gerekir. Kendi kendine yürüme, yemek yeme vb. motor becerilerin gelişebilmesi için, kendi kendilerine yemek yiyebilmeyi öğrenebilmeleri gerekir.
Ekmek, bisküvi, süt vb. besinleri kendi başlarına alıp tüketebilmelidir. Bu şekilde besinin tadı, lezzeti, kokusu vb. duygusal özelliklerini kavramaya başlar.
Okul öncesi dönemde çocuklar yemek yemede yardımı reddederler. Fakat çoğu kez başarılı da olamayabilirler. Çocuğun motor becerilerinin gelişebilmesi için etraflarına dökerek de olsa kendi başlarına yemek yiyebilmelerine olanak sağlanmalıdır.

Kendi Başına Yemek Yeme
  • Çocuk, yalnız başına yemek yiyebilmeyi 2. yaşından sonra öğrenir. Bir yaşına kadar olan çocuk yemeklerini elleriyle yemekten hoşlanır. Kaşık gibi araçları ağzına götürmekte güçlük geçer. Çünkü bu dönemde el bileğini kontrol edebilmeleri zordur.
  • Bebeğin bileğini çevirme hareketi 16-17. aylardan sonra gelişir. El bileğini çevirme hareketi geliştikçe çocuğun kaşık, çatal vb. araçları kavrama hareketi de gelişir. Bu nedenle çocuk 2. yaştan sonra etrafa az sıçratarak kaşık vb. araçlarla yemek yiyebilmeye başlar.
  • On beşinci ayda çocuklar bardak tutmayı becerirler, ancak çok usta değillerdir. Bardağı içtikten sonra tepsiye koyabilir, dökmeden tepsiyi taşıyabilirler. On sekiz-yirmi dördüncü aylarda bir kaptan, diğer bir kaba içeceği boşaltabilirler.
  • Çocuk 2. yaşında kol adalesini, 3. yaşında el adalelerini, 4. yaşında da parmak adalelerini iyi bir şekilde kullanabilir. Bu beceri olgunluğu besinin ezilmesi, karıştırılması, dökülmesi, diş fırçalama vb. aktivitelerde kendini gösterir, bu süreç çocuğun olgunluğuna göre değişir.
Açlık ve İştah
  • Okul öncesi döneminde en çok karşılaşılan problemlerden birisi de iştahsızlıktır. Sağlıklı bir çocukta iştah hayatın ilk dönemlerinde belirir. İştah büyüme ile ilgilidir. Çocuk hayatının her döneminde aynı hızla büyümez. Büyümenin hızlı olduğu dönemlerde doğal olarak iştah da artmaktadır. Çocukların iştahları tamamen kendilerine özgüdür ve zamanla değişebilir.
  • Açlık ve iştah kelimelerinin çok iyi tanımlanması gerekir. Açlık, besin tüketiminin olduğu, ancak besin öğelerinin vücut gereksinimlerini yeterince karşılanamadığı durumdur.
  • Açlık olarak tanımlanabilen iki duygu vardır. Bunlardan birincisi vücudun genel olarak kendini güçsüz hissetmesi ve bu güçsüzlükten rahatsızlık duymasıdır. Bu durumda kan şekerine olan gereksinim artmaktadır.
  • İkincisi ise midenin üst kısmında gerilmenin neden olduğu bölgesel kasılma olarak adlandırılır. Bu şiddetli açlık ağrısı nispeten kısa ve belirli bir süre devam eder. Bebek ve çocuklarda bu oluşum sık görülür. Şiddetli açlık ağrısı bazen onları uykularından uyandıracak kadar şiddetli olur. Çocuk çığlıklar atarak ağlamaya başlar.
  • Bebekler midelerinin açlık kasılmasına zayıf tepki göstermektedir. 2-5 yaş arası açlık ağrıları azalır.
  • İştah genellikle geçmişte besinlerle olan deneyimlerde besinin verdiği hoş duygu olarak tanımlanır. İştah besinin kokusu ve görüntüsü ile ortaya çıkar. Bu durum sindirim sıvısının salgılanmasını ve akışını artırır. Çocuklukta en iyi izlenim bırakan besinler, sonuçta güçlü bir iştah duygusu oluşturur.
  • Çocuk fiziksel olarak açlık hissetmeyebilir. Bu durumun dikkatli bir şekilde incelenmesi gerekir. Kronik bir enfeksiyon, yeterince açık havada bulunmama, uykusuzluk açlık duygusunu engelleyebilir. Çocuğun gerçek açlığından çok çocuğun diğer açlıklarının kontrol edilmesi gerekir.
  • Çocuğun doyurulmasında ve yeni besinlere alıştırılmasında birçok yol izlenebilir. Yeni besinler çocuk aç iken, çok küçük porsiyonlar halinde verilebilir.
  • Unutulmamalıdır ki her yeni besin karanlıkta atılan yeni bir adım gibidir. Çocuklar yetişkinler kadar cesaretli değildirler. Eğer çocuk aç iken yeni bir besini tadarsa muhtemelen hoş bir duygu kazanacaktır. Aynı besinin ikinci kez servis edilmesi de olumlu duygularla o besine tepki verecektir.
  • Yapılan araştırmalar çocukların yeni besinleri kabul etmesinin çok zaman aldığını göstermektedir. Belirli aralıklarla verilen yeni bir besin en erken 3 ay gibi bir sürede kabul edilebilir hale gelebilmektedir. Yeni besinin tadının algılanması bir miktar tüketilmesinden sonra daha önceden bilinen ve tanınan besinlere yer verilerek çocuğun doyurulması sağlanmalıdır.
Besin Boğulmaları
  • 1-3 yaşına kadar olan çocuklarda besin boğulmalarından ölüm oranı oldukça fazladır. Özellikle fındık, fıstık gibi çerezler, lokum, akide şekeri gibi şekerlemeler, üzüm, sosis kraker vb. besin maddeleri bu yaş grubunda boğulmalara neden olabilmektedir.
  • Genellikle sert, büyük ve kaygan olmayan (sert şekerler, kraker, patlamış mısır vb.) boğazda tıkanmaya neden olup çocuğun nefes almasını engelleyebilir. Eğer tıkanma meydana gelirse, öksürtülerek boğaza tıkanan cismin çıkarılmasına çalışılır. Sert ve yapışkan besinlerin elle alınması (reçel, lokum, fındık ezmesi vb.) probleme neden olabilir. Bu tip besinlerin tekrar dışarıya çıkarılmasına çalışılmamalı mümkünse su verilerek yutkunma sağlanmalıdır.
Okul öncesi çocukların besin boğulmalarından korunması için uyulması gereken kurallar:
  • Çocukların oturarak yemek yemeleri sağlanmalıdır.
  • Yiyecekleri yeterince çiğneme ve yutmaları için, fırsat verilmelidir.
  • Çocuklar yemek yerken ne yedikleri izlenmelidir.
  • Üç yaş altı çocukların, sert meyve, çerez, sosis kraker, şekerleme, lokum, reçel vb. besin maddeleri tüketirken yanında oturulmalıdır. Çünkü çocuklarda bu tip besin maddelerinden boğulma oranı çok yüksektir. Bu süreç çok kısa bir zamanda gerçekleşebilir.
  • İyi pişirilmiş besinlerin çiğnenmesi ve yutulması kolaydır. Bu nedenle besinleri iyi pişirmeye özen gösterilmelidir.
  • Araba içerisinde yemek yedirilmemelidir. Eğer yemek yemeğe araba içinde başlanılmışsa arabayı güvenli bir yerde durdurduktan sonra çocuğun yemeğini bitirmesi beklenilmelidir.
  • Diş çıkarma oyuncakları boğaz ve adale dokusunda uyuşmaya neden olabileceğinden çiğneme ve yutkunma ile ilgili problemlere yol açabilir. Özellikle yemek yerken bu tip oyuncaklarla oynamaya izin verilmemelidir.
 
Üst